SGK PRİMLERİNİZ DÜŞÜK MÜ GÖSTERİLİYOR?

                                                                               

                                                                  SGK PRİMİNİN DÜŞÜK GÖSTERİLMESİ

                                                                                                VE

                 MAAŞIN ASGARİ KISMININ BANKAYA GERİ KALANIN ELDEN VERİLMESİNİN HUKUKİ BOYUTU

 

Öncelikle bilindiği gibi kayıt dışı istihdamın iki boyutu var. Birincisi tamamen kayıt dışı istihdam. Yani işçiyi SSK'ya hiç bildirmeden çalıştırmak. İkincisi ise kısmi kayıt dışı dediğimiz işçiyi ay içinde eksik çalışmış gibi göstermek ya da ücretini gerçek değeri üzerinden göstermemek. Uygulamada genellikle bu eğilim yaygındır ve işçinin ücreti resmi kayıtlarda gerçek ücreti üzerinden değil asgari ücret üzerinden beyan edilir.

Biz bu yazımızda kısmi kayıt dişilik üzerinde duracağız.  Yani maaşın asgari kısmı bankaya geri kalan kısmı elden verilmesini konu edineceğiz.

SSK ve İşsizlik sigortası yönünden kayıplar

 

 

 

 

 

 

İşçi bordroda düşük ücretten gösterildiğinde her şeyden önce bu emeklik dönemi geldiğinde alacağı emekli maaşına olumsuz yansıyacaktır. Bilindiği üzere son uygulamada artık SSK emekli maaşı saptarken genel ortalamayı (tüm çalışma süresi) esas almaktadır.

Ayrıca İşçinin SSK'dan hastalık ve raporlu olunan dönem süresince alacağı geçici iş göremezlik ödeneği ve işsiz kaldığında (hak kazanırsa) T. İş kurumu'ndan alacağı işsizlik sigortasından alacağı işsizlik sigortası da bordroda beyan edilen ücret üzerinden yapılmaktadır. Dolayısıyla ücreti düşük gösterilen işçinin tüm bu ödemeleri bu düşük ücretten yapılacağından ortaya ciddi bir kayıp çıkmaktadır.

Keza işçinin çalışma gün sayısının eksik beyan edilmesi de benzer kayıplara yol açacaktır. Her şeyden önce emeklilik ve SSK prim gününe bağlı olarak kazanılan bazı haklar bakımından işçi önemli kayıplara uğrayacaktır.

 

İşsizlik sigortasına hak kazanabilmek yönünden

Hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış olmaları kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanılır.

Kıdem ve ihbar tazminatı yönünden

İşçi bakımından önem arz eden bir konuda iş sözleşmesinin sona eriş biçimine bağlı olarak kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılmasıdır. Bu durumda gerek eksik gün gösterilmesi ve gerekse ücretin düşük gösterilmesi ayrı ayrı sorunlara neden olacaktır. Eksik gün gösterildiğinde işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanabilmesi bakımından gerekli olan süreye ulaşması güçleşebileceği gibi tazminata esas ücreti de etkilenecektir.

Diğer taraftan ücret düşük gösterilirse yine kıdem ve ihbar tazminatı brüt ücret ve eklentileri baz alınarak hesaplandığından ortaya önemli kayıplar çıkacaktır. Düşük ücretten gösterilmesi sonucunda da emeklilik sonucunda hak kazanacağı kıdem tazminatı ve yine emekli maaşı olumsuz yönde etkilenecektir.

Görülebileceği gibi bu konunun yaratacağı olumsuzluklar saymakla bitmiyor. Peki ama işçi acaba bu durum karşısında ne yapabilir? Hemen belirtmeliyiz ki istihdamın bu denli sorun olduğu ülkemizde iş bulduğuna sevinen çalışanlarımız sigortalılık konusunu ne yazık ki yeterince önemsemiyor. Ülkemizde sigortalılık zorunlu bir kavram olmasına karşın işverenle işe giriş esnasında pazarlık yapıp "sigortaya ödeyeceğin parayı bana ver" diyen pek çok bilinçsiz çalışan olduğunu da biliyoruz.

Ancak tüm çalışanlarda bu tür tepki vermiyor tabi ki konuya itiraz eden ve bu nedenle iş sözleşmesini HAKLI nedene dayanarak sona erdiren ve hatta konuyu yargıya taşıyan çalışanlarımızda var.

Öncelikle konuya iş yasamız açısından baktığımızda gerçekten de 4857 sayılı yasamızın işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı tanıyan 24. maddesinin e fıkrası[1][l] İşçinin bu nedenle işten derhal ayrılmasına ve birikmiş kıdem tazminatını da talep etmesine olanak sağlar.

Bir Yargıtay kararında: “Davacının yeni sezon başında verilen işi kabul etmemesi ve dolayısıyla çalışmak istememesinin sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden ödenmemesi ve çok kısa süre prim ödemiş olması iddiasına dayandığı anlaşılmaktadır. Gerçekten davacının çalıştığı süreye ait sigorta primleri tamamen ödenmemiş veya gerçek ücretine göre noksan ödenmiş ise, davacı işi kabul etmemekte ve iş akdini feshetmekte haklı olur. Böyle olunca da ihbar tazminatı alamaz ise de, kıdem tazminatına hak kazanır. O halde bu husus üzerinde durulup gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde kıdem tazminatının reddedilmiş olması doğru değildir” denilmektedir.

Görüleceği üzere yüksek yargıda konuyla ilgili işçinin lehinde karar vermiştir.

Bu konuda işverenlerin yapacağı itirazlar ve sunacakları belgelerinde çoğu kez geçerliliği kabul edilmemektedir. Yerleşmiş Yargıtay kararlarından bunu kolaylıkla anlayabiliyoruz. Mahkeme işçinin ücretinin sunulan belgelerden ziyade yaptığı işe ve işçinin pozisyonuna bağlı olarak değerlendirmekte ve gerekirse meslek odalarından  o mesleğin piyasa rayici olan ücretleri isteterek buna göre karar oluşturmaktadır.

 

Yasalarımızda Ücret

İşçi ve geçindirmekle yükümlü olduğu kişiler için hayati öneme sahip olan ücret çalışanın iş görme ediminin karşısında, işverenin de ücret ödeme borcu olarak doğmaktadır. Ücret, işçi ve geçindirmekle yükümlü olduğu kişiler için arz ettiği önem sebebiyle, 2709 sayılı Anayasamızın 55. Maddesin de “Ücret emeğin karşılığıdır” denerek tanımlanmış ve devamında “Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır” tanımlaması ile güvence altına alınmıştır.

4857 sayılı İş Kanunumuzun 32. maddesinde ise “Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.”

Bu hükümde her şeyden önce ücretin işçi tarafından yapılan bir işin karşılığı olduğu belirtilmiştir.

Ancak günümüzde bu kurala istisnalar getirilmiş ve bazı hallerde işçinin bir çalışma karşılığı olmaksızın ücret talep edebileceği kanunla kabul edilmiştir.

Hangi Hallerde Çalışmadan İşçiye Ücret Ödenir?

  • İşçilere zorlayıcı nedenlerle çalışmadığı günlerde (İş Kanunu. 24 / III, 25 / III),

  • Hafta tatilinde ( İş  Kanunu. 46 ),

  • Milli bayram ve tatil günlerinde ( İş Kanunu. 47 ),

  • Yıllık ücretli izinlerde ( İş Kanunu. 57 )

Bir iş karşılığı olmaksızın ödenen bu tür ücrete “sosyal ücret” adı verilmektedir. Kanunen belirlenen bu durumlar dışında çalışmayan işçiye işverenin ücret ödemesi söz konusu olamaz.

Bu tespitlerimizden sonra Uygulamada  sıkça rastladığımız bordroya yansıtılmayıp düşük gösterilen (yüksek ücret aldığı halde asgari ücretle bordroda gösterilen fark maaşı elden ödenen) ücret konusunu iş kanunumuz ve diğer ilgili yasalarımız ışığında inceleyelim:

Bordroda Düşük Ücret Gösteren İşverene Ne Gibi Yaptırımlar Var?

Vergi Usul Kanunumuzu Açısından:

İşverenin düşük ücretle düzenlediği ücret bordrosu naylon fatura gibi işlem görmekte şöyle ki; 22 Ocak 2008 tarihinde Meclis’te kabul edilen ve Resmi Gazete’de yayınlanan 5728 sayılı Yasa ile Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi değiştirildi.

Değişen Düzenlemeye Göre:

Muhteviyatı (kapsamı) itibariyle, yanıltıcı belge düzenleme sayılan gerçeğe aykırı bordrolar nedeniyle, işveren hakkında (Anonim şirketlerde yönetim kurulu hakkında) 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası uygulanabilecek (VUK Md. 359/a-2).
Ayrıca, bununla da yetinilmeyecek, ücretin vergisi de, üç kat ceza ve gecikme faizi ile birlikte istenecek. Tabi sigorta primi de cezalı olarak istenilecek.

Bu maddeye göre muhteviyat itibarıyla yanıltıcı belge düzenlenmesi kaçakçılık sayılıyor. Ücret bordrosu da bir belgedir, çalışanı asgari ücretli gösterip, daha fazla maaş ödeyen bir işveren yanıltıcı belge düzenlemiş gibi cezalandırılacak.

4857 Sayılı İş Kanunumuzu Açısından:

İş Kanunumuzun 24-II e bendi “İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,” diyerek işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı tanımaktadır. 24. maddesinin  e fıkrası da işçinin bu nedenle işten derhal ayrılmasına ve birikmiş kıdem tazminatını da talep etmesine olanak sağlar

Ücretlerin Belgelendirilmesi

İş Kanununa göre “işveren işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır. Bu pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir”.

 

Ücret hesap pusulasını düzenlemeyen ve işçiye vermeyen işverene 2009 yılı için 403 TL idari para cezası uygulanmaktadır.

 Vergi Usul Kanununa göre “işverenler her ay ödedikleri ücretler için (ücret bordrosu) tutmaya mecburdurlar. Bordronun hangi aya ait olduğu baş tarafında gösterilir. Bir aya ait bordro ertesi ayın yirminci gününe kadar hazırlanıp tarihlenerek, müessese sahibi veya müdürü ile bordroyu tanzim eden memur tarafından imzalanır”.

 Gerçek Ücretin Bordroya İntikal Ettirilmemesi

 Uygulamada da görüldüğü-görüleceği üzere ülkemizde özel sektör işverenlerinin bir kısmı, işçileri ile net ücret üzerinden anlaşma yapmakta ancak genelde işçinin bilgisi veya rızası dışında asgari ücret üzerinden bordrolaştırmaktadır. Örneğin net ücreti 800, 1000,1 250 TL olan işçinin ücreti asgari ücret yani brüt 693 TL üzerinden gösterilerek vergisi  ve sigorta primi ödenmektedir.

 Düşük ücret üzerinden bordrolaştırma Devlet açısından  vergi ve sigorta prim kaybına sebebiyet verdiği gibi işçi açısından süreç içinde ihbar, kıdem tazminatı, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve emekli aylığı yönünden hak kayıplarına yol açabilmektedir.

 Devletin vergi ve sigorta primi alacağını daha az ödemek için işveren ile işçi arasında yapılan anlaşmalar muvazaalı işlem olup başından itibaren geçersizdir.

 Borçlar Kanunu “Bir akdin şekil ve şartlarını tayinde, iki tarafın gerek sehven gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmayarak onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazımdır” hükmü ile muvazaayı tanımlamış, Yargıtay  kararında “açıklanan beyanların gerçek maksatlarına uymadığını bildikleri halde, akidlerin kestettikleri durumdan başka bir hukuki ilişkide kendilerini anlamış gibi göstermiş olmaları halini” muvazaa olarak belirtmiştir.

 Gerçek Ücretin Tespiti

 Çalışırken  genelde işsiz kalma korkusuyla sessiz kalan işçiler, iş sözleşmesi sona erince gerçek ücretlerinin bordroya intikal ettirilmediği gerekçesiyle şikayette bulunmaktadırlar. Böyle bir durumda işçinin yaptığı işin niteliği, işçinin vasfı, kıdemi gibi kriterler ile işverenlikçe düzenlenen ücret bordrosu-hesap pusulasının işçi tarafından şerh düşülmeden imzalanması gibi hususlar önem arz etmektedir.

 Düşük Ücret Gösterimi ve Hapis Cezası

 Vergi Usul Kanunu Kaçakçılık Suçları ve Cezaları başlıklı 359/a maddesinde de;

 (5728 sayılı Kanunun 276. maddesiyle değişen 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren madde) “Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;

 1- Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,

 2- Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, hakkında (5904 sayılı Kanunun 23.maddesiyle değiştirilen, 03.07.2009  tarihinde yürürlüğe giren ibare) on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir”

 belirtildiği üzere ücret bordrosu Vergi kanunlarına göre düzenlenmesi, saklanması ve ibrazı zorunlu olan belgeler içinde yer almaktadır.

 Yasal düzenleme gereği çalışana yapılan ücret ödemesi ile bordroda yer alan ücrete ilişkin bilgilerin farklı olması hali kaçakçılık kapsamında değerlendirilecektir.

İŞVEREN PRİMLERİ GERÇEK ÜCRET ÜZERİNDEN ÖDEMEK ZORUNDADIR 
İşveren primlerinizi gerçek ücretinizden ödemezse, hapis cezasına bile katlanmak durumunda kalabilir. Ayrıca bugüne kadar aldığınız net tutar ne ise onu ödemek zorunda. Maaşınız düşüremez. Eğer gerçek ücretinizin brüt tutarı üzerinden prim ödemezse yani 1100 TL üzerinden prim öderse, ileride alacağınız emekli aylığı her ay için 2 TL düşer. Yargıtay, yüksek maaş aldığı halde primi gerçek  ücretten yatırılmayanların, kıdem tazminatını alarak işten ayrılabileceğine hükmetti. 
  
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, sosyal güvenlik primleri asgari ücretten gösterilen ve fazla mesai ücretleri ödenmeyen işçinin iş akdini feshetmesini haklı buldu. Daire, "İşçinin SSK primlerinin, hiç yatırılmaması veya gerçek ücretten yatırılmaması ile fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesinin, işçiye iş akdini haklı nedenle fesih imkanı verdiğinin tartışmasız" olduğunu vurguladı.

 

  • Wix Facebook page
  • Google+ App Icon
  • Wix Twitter page

 

Kişisel İletileriniz Kesinlikle Gizli Tutulur.

Bu Sitenin Tüm Hakları Mahfuzdur